31 Ağustos 2009 Pazartesi

aaaaa

type="application/x-shockwave-flash"
pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer"
width="320" height="240"
bgcolor="#FFFFFF"
src="http://www.hitwi.com/mm/player-viral.swf"
allowfullscreen="true"
allowscriptaccess="always"
flashvars="file=http://www.hitwi.com/mm/xml/700516790.xml&fullscreen=false&controlbar=bottom">

aaaa

type="application/x-shockwave-flash"
pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer"
width="320" height="240"
bgcolor="#FFFFFF"
src="http://www.merkez.us/mm/player-viral.swf"
allowfullscreen="true"
allowscriptaccess="always"
flashvars="file=http://www.merkez.us/mm/xml/1025849226.xml&fullscreen=false&controlbar=bottom">

24 Haziran 2009 Çarşamba

Cinsel sağlıkta özel durumlar (Koruyun , korunun) Sağlık bilgileri

Bu bölümde kısaca önemli olaylar ve hastalıklar üzerin­de duracağız. Ameliyatlar cinsel organların işlevini etkileyebi­leceği gibi, kişide “sakatlanmışlık” duygusu da yaratabilir. Kalp krizi gi­bi ciddi hastalıklardan sonra cinsel ilişkinin ciddi yeni bir sorun yarata­bileceği korkusu son derece engel­leyici olabilir. Özgül sorunlarda uz­manla bu konuyu tartışmak ve daha ayrıntılı görüş almak mümkündür, ama vakaların çoğunda psikologlar ve danışmanlar da destek ve yardım sunabilir.

GEBELİK SIRASINDA CİNSELLİK
Kadınların çoğu gebelik sırasında li­bido değişiklikleri yaşar. Çeşitli araş­tırmaların sonuçları gebeliğin ilk üç ayında ve son üç ayında cinsel ilgi­de azalma görülebildiğini, buna kar­şılık bazen ortadaki üç ayda libido artışı olabildiğini düşündürüyor.

Bunların sorumlusunun gebelik sıra­sında gerçekleşen büyük hormonal değişiklikler mi, yoksa sürecin zo­runlu kıldığı sosyal ve duygusal uyum adımları mı olduğunu söyle­mek güçtür.

Geçmişte gebelik sırasında cinsel ilişkinin ve orgazmın fetüse zarar verebileceği düşünülüyor ve cinsel ilişkiden kaçınılıyordu. Yeni araştır­malar bunun çoğunlukla gerçekdışı olduğunu gösterdi. Bazen, geçmiş­teki gebeliklerinin belli aşamalarında sorunları olmuş bir kadına gebeliğin o aşamasında cinsel ilişkiden kaçın­ması önerilebilir. Örneğin daha önce gebeliğin ikinci üç aylık diliminde rahim boynunun açılması nedeniyle düşük yapmış bir kadına, sonraki gebeliğinde bu aşamada cinsel iliş­kiden kaçınması söylenebilir.

Gebelikte, özellikle de gebeliğin sonlarına doğru cinsel ilişki teknik beceri ve biraz deneme sınama ge­rektirebilir! Yüz yüze birbirine sarılmak güç olabilir, bu yolu denemeyi boş verin. Kadının üstte olduğu po­zisyon, arkadan girme ya da yan ya­na pozisyon türleri denenebilir. Oral seks ve birbirine mastürbasyon yap­mak gibi başka iyi seçenekler de vardır.

Erkek gebeliğe eşlik eden vücut değişikliklerini çok uyarıcı bulabile­ceği gibi, bunlar engelleyici de ola­bilir. Özellikle vajina farklı, daha yu­muşak ve daha nemlidir. Ayrıca va­jina akıntısı daha fazladır. Gebelik genellikle çift için hem neşeli, hem de gerilimli bir dönemdir ve her iki eş de cinselliğe farklı anlarda farklı yaklaşabilir. Bol bol sarılarak, birbiri­ni okşayarak ve cinsel birleşmeyle ya da cinsel birleşme olmaksızın bir­birini rahatlatarak yakın bir temas içinde olmak her iki eşin de gereksi­nim duyacakları güveni sağlayabilir.

DOĞUMDAN SONRA CİNSELLİK
Araştırmalar kadınların çoğunun cin­sel ilişkiye doğumdan 12 hafta son­ra, üçte birinin de doğumdan altı hafta sonra başladıklarını gösteriyor. Doğumdan sonra cinselliğin kalitesi birçok faktörden etkilenir. Yeni an­ne baba rolü eşlerin ikisi için de yo­rucu ve dikkat dağıtıcı olabilir. Kadı­nın vajinasında dikişler olabilir ve bazı kadınlarda bunlar cinsel ilişki sı­rasında ağrıya yol açarak sorun ya­ratmaya devam edebilir. Hatta zor bir doğum deneyimi vajinizme ne­den olabilir .

Vajinal doğumdan sonra vajina gevşeyebilir ve penisi yeterince sıkı sarmalamayabilir. Pelvis tabanı eg­zersizleri kadının vajinasının yeni­den şekle girmesine yardım ede­cektir.

Emzirme de çiftin cinsel yaşamı­nı etkileyebilir. Tam gün emzirme yorucudur, zaman aiır ve bölünen uykusuyla kadın cinsel ilişkiden haz alamayacak kadar yorgun olabilir. Emzirmenin kadında libido üzerin­deki etkileri tartışmalı bir konudur. Emziren kadında hormon düzeyleri libidonun azalması gerektiğini gös­teriyor, ama bazı kadınlar emzirme­nin erotik bir deneyim olduğunu söylüyor. Eşlerinin emzirmesini gö­ren erkekler farklı tepkiler veriyor ve bir kısmı bundan rahatsız oluyor.

Genelde çiftlerin çoğu doğum öncesine göre bu dönemde daha az seviştiklerini söylüyor.

AMELİYATTAN SONRA CİNSELLİK
Prostat ameliyatları
Orta yaşlı ve yaşlı erkeklerde prostat büyümesi yaygın bir şikâyettir ve çoğu zaman erkek bu bölgedeki herhangi bir ameliyatın iktidarsızlığa ya da sertleşme sorunlarına neden olacağını varsayar. En yaygın pros­tat ameliyatı yöntemi idrar yolu için­den yapılan TURP işlemidir (transü-retral prostat rezeksiyonu) ve iyi el­lerde bu ameliyat vakaların yalnızca %5′inde sertleşme sorununa yol açar.

Öte yandan, prostat kanseri nedeniyle yapılan ameliyat ve rad­yoterapide erektil işlev bozukluğu riski yüksektir. Standart bir prostat ameliyatında (prostatektomi) erkek­lerin yaklaşık %80′inde erektil sorunlar gelişir ve son araştırmalar rad­yoterapide de sonuçların benzer dü­zeyde olduğunu gösteriyor. Bunun­la birlikte, sinir koruyucu prostatek­tomi olarak adlandırılan bir teknikte hastaların %80′inde ameliyattan 18 ay sonra sertleşme yetisinin sürdü­ğü ya da yeniden kazanıldığı bildiri­liyor.

Bazı merkezlerde sinir greftleri yerleştirme teknikleri de uygulanı­yor ve sertleşmeyi korumada iyi so­nuçlar alınıyor. Bununla birlikte, kan­ser tedavisinde gerekli ameliyat tipi kişiden kişiye değişir ve bazı durum­larda sertleşme sorunları kaçınılmaz olabilir.
Bununla birlikte, erkeklerin çoğu sertleşme ve orgazma ulaşma yeti­lerinde herhangi bir bozulma olma­sa da, eskisi gibi meni çıkaramadık­larını fark ediyor. Bu durumda meni, idrar kesesine boşalıyor. Buna geri­ye doğru boşalma (retrograd ejakülasyon) adı veriliyor. Orgazmdan hemen sonra idrardan alınan sperm­lerle eşe suni döllenme yapılarak ba­şarılı sonuçlar elde edilmekle birlik­te, genellikle erkek bu durumda kısır kalabilir.

Ameliyatın nedeni prostat kanseriyse, östrojen tedavisi ya da er­kek cinsel hormonu testesterona karşı ilaçların kullanılması ve testislerin çıkarılması gibi başka bazı yön­temlere başvurmak gerekebilir. Bu­nun nedeni prostat kanserinin geliş­mek için testesterona ihtiyaç duymaşıdır. Bu gibi tedaviler sonunda libido azalması olasılığı yüksektir.

Histerektomi
Rahmin orgazm için önemli olup ol­madığı tartışması henüz açıklığa ka­vuşmadı. Bazı çalışmalarda rahmin alınmasından (histerektomi) sonra kadında cinsel doyumun arttığı bil­dirilirken, bir bölümünde de azaldığı sonucuna varılıyor. Birçok kadın da herhangi bir değişiklik olmadığını bildiriyor.

Rahmin alınmasına her iki yu­murtalığın alınması eşlik ettiyse, hormonal nedenlerle libido azalma­sı görülebilir. Yumurtalıklar alınma­mışsa, kadınların çoğu ameliyattan önce yaşadıkları sorunlardan (örne­ğin şiddetli, uzun süreli ve sancılı kanamalardan) kurtulup cinsel ya­şamlarının yeni bir evresine girmek­ten mutlu oluyor.

Mastektomi
Göğüsleri alınan (mastektomi) ka­dınların üçte biri, hiç değilse geçici olarak cinsel nazlarının azaldığını belirtiyor. Mastektomi vücudun gö­rüntüsünde sarsıcı bir değişikliğe neden oluyor ve bazı kadınlar cinsel olarak şekil bozukluğuna uğradıkla­rını ve artık çekici olmadıklarını dü­şünüyor. Ameliyattan sonra kadınla­ra memenin yeniden oluşturulması ve meme protezleri konusunda öneriler yapılabilir. Ayrıca eşlerin ve danışmanların, ameliyatın cinselliğe yansımaları olabileceği gerçeğini gözden kaçırmamaları gerekir.

Barsak Ameliyatları
Önemli bazı barsak ameliyatlarında barsağın ucu dışarı açılır; bu işleme, ince barsak söz konusuysa ileosto-mi, kalın barsak söz konusuysa ko-lostomi adı verilir. Barsak ağzına bir torba yerleştirilerek, barsak içeriği burada tutulur. Bu tür bir ameliyatın büyük psikolojik etkileri olabileceği ve kişinin cinsel işlevini etkileyebile­ceği açıktır.

Kaldı ki, bazı ameliyatlarda cinsel organlara giden sinirler de zarar gö­rür ve bu nedenle de cinsel sorunlar ortaya çıkabilir. Özellikle rektumun (kalın barsağın son bölümü) alındığı ameliyatlarda bu daha sık görülür. Bu gibi vakalarda erkeklerin yaklaşık üçte birinde erektil sorunlar gelişir ve kadınların üçte biri nedbe (yara) dokusu oluşumu nedeniyle cinsel ilişki sırasında ağrı çeker. Bununla birlikte, ameliyattan birkaç yıl sonra cinsel işlevde düzelme olduğu da görülmüştür.

İleostomi ya da kolostomi geçir­miş kişiler yeni eşlerinin vücutların­daki kusuru keşfedeceği, eski eşleri­nin cinsel açıdan onları istemeyece­ği, sevişme sırasında torbanın patla­yacağı ya da hoş olmayan sesler ve kokular yayacağı endişesiyle dehşe­te düşebilir. Açıkçası, zamanla duru­ma uyum sağlanır ve yeni ya da es­ki eşlerin veya danışmanların konu ya duyarlı yaklaşması yardımcı ola­bilir. Birçok insan bu gibi ameliyat­lardan sonra evlenerek çocuk sahibi olur. Kaldı ki, eşler her ikisinin de kabul edilebilir ve zevkli bulduğu yeni sevişme yöntemleri geliştirebi­lir.

KALP KRİZİNDEN SONRA CİNSELLİK
Cinsellik kalp krizinden sonra “nor­male geri dönüşün” bir parçası ola­rak görülmelidir. Kriz sonrasında önemli komplikasyonlar yoksa se­vişmemek için hiçbir neden yoktur (ve zaten önemli sorunlar varsa kişi kendini kötü hissedeceği için cinsel­lik aklına gelmeyecektir). Cinsel iliş­kide harcanan çabanın iki kat merdi­ven çıkarken harcanan çabaya eşit olduğu söyleniyor; bu mümkünse,rahat bir ortamda fazla atletik hare­ketler yapmadan sevişmek de mümkündür.

Seyrek olarak cinsel ilişki anjinayı tetikleyebilir. Bu nedenle önceden bir dilaltı tableti (gliseril trinitrat) ya da spreyi alınabilir. Bazen kalp kri­zinden sonra yüksek tansiyon teda­visi başlatılır. İdrar söktürücüler (diüretikler) ya da beta blokerler gibi bazı tansiyon ilaçları zaman zaman erekti! sorunlara ya da libido azal­masına neden olabilir. Bu olursa doktora başvurarak dozu ya da ilacı değiştirin.

İNMEDEN SONRA CİNSELLİK
Bir araştırmada inme geçiren erkek hastaların çoğunda inmeyi izleyen yedi hafta içinde cinsel istek ve sert­leşmenin geri geldiği bildiriliyor. İnmeden sonra kişinin bir tarafında felç ya da kas zaafı kalabilir, dolayı­sıyla sevişme sırasında bunun dikka­te alınması gerekir. Kalp krizinde ol­duğu gibi, bazen yeni ilaçlar cinsel işlevi etkiler; bu gibi durumlarda doktorla görüşmekte yarar vardır.

OMURİLİK YARALANMALARINDAN SONRA CİNSELLİK
Aktör Christopher Reeve boy­nundan aşağısının felçli kalmasına yol açan yaralanmadan yalnızca bir­kaç ay sonra libidosunun bütünüyle yerinde olduğunu ve bir gün yeni­den baba olmayı umduğunu açıkla­dığı zaman hayli şaşkınlık yaratmıştı.

Gerçi her bireyin ayrı ele alınma­sı gerekir, ama eldeki kanıtlar omu­rilik yaralanması geçiren ve felçli kalan birçok kadın ve erkeğin cinsel is­teğinin normal olduğunu düşündü­rüyor. Bazı erkekler yaralanmadan sonra iktidarsız oluyor, ama çoğu ol­mayabiliyor. Boşalma sertleşmeden daha fazla etkileniyor. Cinsel organ­larda herhangi bir his olmasa da, bir­çok paraplejik kişi yaralanma önce-sindekinden farklı olmakla birlikte, orgazm olabildiklerini anlatıyor.

Veriler kadınların bu durumdan daha az etkilendiğini düşündürüyor ve birçok kadın yeni yaşamlarına uyum yaparak haz alınan bir cinsel yaşama kavuşuyor. Kadınlarda do­ğurganlık genellikle etkilenmiyor ve âdet kanamaları eskisi gibi devam ediyor. Erkeklerde boşalma olup ol­mamasına bağlı olarak kısırlık görü­lebilir, ama bazen yapay döllenme bir seçenek olabilir.

Ergenlik ve cinsellik Hakkında öğrenmek istedikleriniz.

Ergenlik ve cinsellik Hakkında öğrenmek istedikleriniz.


Erotik düşünceler, cinsellikle ilgili bütün konulara derin bir il­gi, vücutla ilgili yoğun endişe­ler, davranışlar konusunda kafa karı­şıklığı (başkalarının davranışlarıyla karşılaştırma) ve anne-babanın uyarı­larıyla vücudun dürtüleri arasında köşeye sıkışmışlık duygusu: ergenlik çağında cinsellik çok heyecan verici olabileceği gibi, erişkinlerdeki gibi suçluluk, kaygı ve karmaşık sorunlar­la da dolu olabilir. Bununla birlikte, cinselliğin istenmeyen sonuçları olan cinsel enfeksiyonların ve gebeliğin ergen üzerindeki etkileri erişkinde-kinden çok daha hırpalayıcıdır.

Günümüzde gençler anne-babalarının gençlik dönemleriyle karşılaş­tırıldığında daha özgürmüş gibi gö­rünüyor, ama cinsel olarak kendileri­ni kanıtlamaya zorlayan çevre baskı­sı ergenliği daha da sersemletici bir deneyime dönüştürüyor. Günümüz­de ergenler arasında ilk cinsel dene­yim yaşı giderek düşüyor ve isten­meyen gebelik oranı artıyor. İngiltere’de ergenlerde gebelik oranı yak­laşık 100 000 iken, yakın zamanda yapılan bir araştırma erkeklerin %50’sinin, kadınların ise üçte ikisi­nin cinsel ilişkiye çok erken başladı­ğı inancında olduğunu gösteriyor.

Birçok ergen cinsel ilişki için he­nüz çok erken olduğunu düşünebi­lir; ancak kafaları mastürbasyon, âdet kanamaları, gece boşalmaları ve kendi cinsel yönelimlerine ilişkin sorunlarla meşguldür. Ergenin çev­resindeki erişkinler de bazen birbi­riyle çelişen tavsiyelerde bulunarak, ergenin kafasının daha da karışması­na neden olabiliyor. Türkiye’de er­genlik çağındaki gençlerin bütün bu konularda güvenilir kaynaklardan önyargısız ve açık yanıtlar elde etme olanakları son derece sınırlı olmakla birlikte, son yıllarda bu doğrultuda bazı adımlar atılmaya başlandı.

MASTÜRBASYON
Kendi kendini tatmin ya da mastür­basyon (kişinin haz almak ve orgaz­ma ulaşmak amacıyla kendi cinsel organlarını okşaması) ergenlik ça­ğındaki erkek çocuklarda doğal sayı­lıp, geniş kabul görüyor, ama ergen­lik çağındaki çok sayıda genç kız da mastürbasyon yapıyor ve erişkinlik çağında da buna devam ediyor. Er­genlerde mastürbasyon cinsel haz-ları ve boşalmayı kendi başına gü­venli bir yoldan keşfetmeye olanak veren yararlı bir yöntemdir ve sonra­ki cinsel aktivitelerde ön sevişme sı­rasında kişinin nelerden hoşlandığını anlamasına yardımcı olabilir. Ayrıca kişinin orgazma ulaşabileceğini gös­termeye de yardım eder.

Erkekler elleriyle ya da bir yüzeye (örneğin yatağa) dayanarak penisin gövdesini ve başını ovuşturma yo­luyla mastürbasyon yapar. Kızlar art arda hafif hareketlerle klitorisi uyara-bilir ve vajina ile göğüslerini okşayabilirler. Mastürbasyonda “normal” kabul edilebilecek bir sıklık yoktur; bazı kişiler günde birkaç kez, bazıları ise haftada bir ya da daha seyrek mastürbasyon yapabilir. Ayrıca mas­türbasyon yapmak istememek de son derece normaldir.

Geçmişte mastürbasyonun doğal olmadığı, hatta zararlı olabileceği, insanın kör olmasına yol açabileceği düşünülürdü. Oysa günümüzde en güvenli seks olarak değerlendiriliyor ve birçok erişkinin yaşam boyu uy­guladıkları son derece normal bir davranış olarak kabul ediliyor.

EŞCİNSEL DUYGULAR
Ergenlik çağı genellikle duyguların çok yoğun yaşandığı bir dönemdir. Bu dönemde tutkulu arkadaşlıklar geliştirilir ve her iki cinsten hayran olunan kişilere karşı derin duygular beslenebilir. Ergenlerin çoğu kendi cinsinden bazı kişilere bağlanır ve eşcinsel mi (homoseksüel, aynı cin­se ilgi duyan), yoksa heteroseksüel mi (karşı cinse ilgi duyan) oldukları konusunda kafa karışıklığı yaşayabi­lir. Ergenler kendi cinslerinden kişi­lerle çeşitli cinsel deneyimler de ya­şayabilir. Bütün bunlar son derece normaldir ve kişinin kendi cinselliği­ni keşfetmesinin bir parçasıdır.

Eşcinsel duygular ve deneyimler yaşayan birçok kişi daha sonra hete-roseksüel ilişkilere girer. Diğer bazı­ları kendi cinslerinden kişilere karşı güçlü duyguları olduğunu hisseder ve bu tercihi yaşam boyu sürdürür. Bazı kişiler de, tek bir kişiyle kalıcı bir ilişki sürdürebilmelerine karşın, her iki cinse de ilgi duyabilir. Her iki cinsiyetten kişiyle ilişkisi olan kişiler kendilerini “biseksüel” olarak adlan­dırabilir.

Toplumların çoğunda aileye önem verilip heteroseksüel ilişkiler normal kabul edilirken, homoseksüel ilişkiler anormal, günah ya da sapkın­lık sayılır. Dolayısıyla heteroseksüel dünyaya uyum yapma baskısı çok kuvvetlidir. Oysa gerçekte insanların çoğu için cinsellik geniş bir yelpaze­dir; kişi karşı cinsle cinsel ilişkiyi ter­cih edebilir, ama bazı koşullarda aynı cinsten kişilere de ilgi duyabilir ya da bunun tam tersi yaşanabilir.

Eşcinsellerin çoğu çok küçük yaşlardan başlayarak kendilerinin “gay” olduklarını bildiklerini söylü­yor. Cinselliği konusunda kişinin ka­fası karışıksa, kendisine zaman tanı­yarak bu konuyu dikkatle irdelemesi gerekir. Bazı kişiler kendi cinsellikle­rini reddederek evlenmeye ve ço­cuk sahibi olmaya kadar gidiyor, ama bu çoğu zaman daha büyük bir mutsuzluğa neden oluyor. Gerçi eş­cinsel yaşam birçok soruna ve çatış­maya yol açabilir, ama bu konuda dürüst olmak daha iyi olabilir.

OYNAŞMA
Cinsellik konusuna merak duymak ve bazı şeyleri denemek normaldir. Gençlerin çoğu cinselliği dudaktan öpüşerek, dilleriyle öpüşerek, bazen de elbiselerinin üzerinden birbirleri­nin vücuduna dokunarak dener. Öte yandan, kişiler bazen elbiselerini çı­kararak da birbirlerinin vücudunu okşayabilir ve birbirlerine mastür­basyon yapabilir. Bunlar cinsel bir­leşme öncesindeki “ön sevişmeye” benzer ve sonunda cinsel birleş­meyle sonuçlanabilir.

Dolayısıyla, denemelerin hazzına varmak istiyorsanız başlangıçtan iti­baren her iki eşin nereye kadar git­meye hazır olduğunu belirlemekte yarar vardır. Ne kadar “kendinden geçerse geçsin” hiç kimsenin diğeri­ni oynaşma ya da öpüşmeyi bir adım ileri götürme konusunda zor­lamaya hakkı yoktur. Oynaşma cin­sel birleşmeye götürüyorsa, gebeli­ğin ve enfeksiyonların önlenmesi için prezervatif kullanma konusu ele alınmalıdır . Ayrıca oynaşma sırasında meninin vajinanın yakınına boşalma-ması gerektiği gözden kaçırılmama­lıdır; bu durumda cinsel birleşme ol­madan da gebe kalmak mümkün­dür. Dahası, eşlerden birinin cinsel organına dokunduktan sonra öteki­nin cinsel organlarına dokunan par­maklarla enfeksiyon bulaşabilir. En­feksiyonları önlemek için derideki ya da parmaklardaki kesikler su geçir­meyen plastikle kapatılmalıdır; er­kek ve kadın prezervatifi de kullanılabilir. Oral seksin güvenli olması için çeşitli tatlarda prezervatifler sa­tılmaktadır.

Oynaşmanın sınırları konusunda her iki eş de aynı görüşteyse, bu yöntem cinsel birleşmenin doğura­bileceği sorunlar olmaksızın cinsel­likten zevk almanın çok hoş ve ol­dukça güvenli bir yolu sayılabilir.

İLK CİNSEL BİRLEŞME
İlk cinsel birleşme, erişkinler dünya­sına adım atmada önemli bir geçiş töreni olarak görülür. Üzerinde doğ­ru dürüst düşünmeden hızla bu adı­mı atmak kolaydır. Yeni bir durum söz konusu olduğu için, deneyimli iki kişi arasında bile ilk cinsel ilişkide çoğu zaman birçok beceriksizlik ya­şanır. Her iki eş de deneyimsizse, durum daha da güç olabilir; eşlerin ikisi de çekingen, sinirli ve endişeli lacaktır.

Dolayısıyla, kişilerin za­man ayırarak önce birbirlerini tanı­maları ve birbirlerinin vücutlarına alışmalarında yarar vardır. Daha da önemlisi, prezervatif kullanılması konusu ve gebeliği önleyici yön­temler önceden ele alınmalıdır. Gençlerin %70-80′i ilk cinsel birleş­mede prezervatif kullandığını belirti­yor. Gençlerde doğurganlık yüksek olduğu için, kadının istenmeyen ge­beliği önleyici (kontraseptif) hap kullanması, erkeğin de enfeksiyon­ları önlemek için prezervatif kullan­ması akla uygun olabilir (aşağıya, Gebeliği önleyici yöntemler bölü­müne bakınız).

GEBELİK,GEBELİĞİ ÖNLEYİCİ YÖNTEMLER VE CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIKLAR
Cinsel ilişki gebeliğe, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara ya da her iki­sine birden yol açabilir. Bunların iki­sinin de olmaması için her iki eşin de eşit sorumluluk yüklenmesi, is­tenmeyen bir gebelik olursa bu so­runun üstesinden gelmede eşit rol almaları gerekir. Bu gibi konularda, medikososyal merkezlerine, AÇSAP merkezlerine, sağlık ocaklarına ve hastanelerin ilgili birimlerine (aile hekimi, jinekoloji, üroloji) başvurula­bilir. Telefonla danışmanlık hizmet­leri veren merkezler de vardır. Bu gibi merkezlerde çalışan doktorlar sır saklamakla yükümlüdür.

Gebeliği önleyici haplar (kontraseptif haplar) doktorun önerisiyle kullanılmalıdır. Gerektiği gibi uygu­lanırsa gebeliği önleyici etkisi güçlü­dür. Ama cinsel yolla bulaşan hasta­lıklara karşı önlem alabilmek için da­ima prezervatif de kullanılmalıdır. Prezervatifler HIV (AİDS), belsoğukluğu, klamidya ve trikomonyaz gibi enfeksiyonlara karşı iyi bir korunma sağlar, ama cinsel organlarla temastan önce takılmalıdır. Genital siğil ve herpese karşı da bir ölçüde koruma sağlar.

Genç kız gebeliği önleyici hap kullanmıyorsa ve prezervatifsiz cin­sel ilişki yaşanırsa ya da ilişki sırasın­da prezervatif yırtılır ya da penisten çıkarsa, gebelik riskini azaltmak için olayı izleyen 72 saat içinde acil kontraseptif kullanılabilir (buna “er­tesi sabah hapı” adı da veriliyor, ama ilişkiden sonra üç gün boyunca etkili olduğu için aslında bu doğru bir tanımlama değil). Bu yöntemde 12′şer saat arayla ikişerden dört hap alınır ve gebe kalma riski yüzde 2-3′e düşürülür. Türkiye’de de Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması merkezlerine ya da kadın doğum kliniklerine bu amaçla başvurulabilir; ayrıca, HIV bulaşma kuşkusu oldu­ğunda, 48 saat içinde bu birimlere yapılacak bir başvuru ile HIV virüsü­nü çok büyük olasılıkla yok eden bir tedavi protokolü uygulanabilir.

Oral seks kanser yapıyor

Oral seks kanser yapıyor
Yapılan araştırmada kansere neden olan virüslerin oral seksle bulaşabildiği belirlendi.

“Cancer Journal”‘ın yaptığı araştırmada cinsel birleşme esnasında yapılan oral seksin kansere neden olan virüslerin bulaşmasını sağladığını ortaya çıkardı. Ayrıca son 10 yılda ağız kanserine yakalanan insanların sayısı üçte bir oranında artmış.

Seksin en büyük düşmanı?Seksi Ne öldürür?

Seksin en büyük düşmanı?Seksi Ne öldürür?
Cinsel işlev bozukluklarına en çok uyku apne sendromunda rastlanıyor.

Anadolu Sağlık Merkezi’nden Nörolog Dr. Vedat Sözmen, uykusuzluğun cinsel fonksiyonlara etkisini anlattı. Uyku apne sendromu olan kişilerde genellikle zaten bir cinsel isteksizlik ve cinsel fonksiyon bozukluğu görülür. Mesela birine uyku apne sendromu teşhisi konulurken ‘Horlama var mı, uyku sırasında nefes durması var mı, gece terlemeleri oluyor mu? Gibi bazı klasik sorular sorarız. Bu soruların yanı sıra kişiye ‘Cinsel fonksiyonlarda bir azalma var mı?’ sorusunu da yöneltiyoruz. Bunların hepsi tabii ki uyku apnesi sendromuna işaret etmez ama bunlarla beraber cinsel fonksiyonlarda da bir bozukluk olduğunu söylerse hastayı uyku apne sendromuna daha yakın düşünürüz.

Önce sorun saptanmalı
Uyku apnesi olanlarda genel olarak kandaki oksijen seviyesi düşer ve bu durum kişilerde yağ oranının artmasına neden olur. Kandaki oksijen seviyesinin düşmesi cinsel fonksiyonun yeterince yerine getirilememesine neden olur. Bir de yine aynı şekilde uyku bozuklukları, gün içinde halsizlik, konsantrasyon bozukluğu ve yorgunluk yaptığı için kişi akşam eve geldiğinde zaten halsiz ve uykulu oluyor. Onun için doğrudan uyumak istiyor, bu da cinsel isteksizliğe neden oluyor.Yapılan araştırmalar uyku apne sendromu olan bireylerdeki cinsel sorunların dolaşımdaki testosteron miktarının azalmasıyla ilişkili olduğunu ortaya koymuştur.

Sertleşme bozukluğu
Uyku apne bozukluğuna bağlı sertleşme bozukluğu olan hastalarda apnenin cerrahi veya CPAP ile tedavisinden sonra büyük olasılıkla testesteron düzeylerinin de normale gelmesine bağlı olarak sertleşme bozukluğunda düzelme saptanmıştır. Bilindiği gibi testosteron erkek ve kadında cinsel dürtü ile ilişkili bir hormondur ve kandaki düzeyi stresten, uyku ve duygudurumdaki değişikliklerden etkilenir. Cinsel sorunlara neden olan tıbbi bir neden saptandığında, psikolojik nedenler varolan cinsel sorunu olumsuz etkileyeceği için bu hastaların psikiyatrik açıdan desteklenmesi tedaviyi olumlu etkiler.

Alkol spermi olumsuz etkiliyor
ERKEK kısırlığında sıcak banyo, işyerlerinde veya çevrede bulunan kimyasal maddeler ile zehirli gazlar önemli rol oynuyor. Ayrıca sigara, alkol ve kafein sperm üretimini olumsuz yönde etkiliyor. Bu nedenle baba adaylarının hem çalışma koşullarını gözden geçirmeleri hem de aşırı alkol, kafein ve sigara tüketiminden kaçınmaları gerekiyor.

Erotizm ; Cinsel ilişki pozisyonları (Sex pozisyonları)

Erotizm ; Cinsel ilişki pozisyonları (Sex pozisyonları)


En alışılmış pozisyon, erkeğin üstte, kadınla yüz yüze olduğu pozisyondur. Kadınların çoğu bu pozisyonu yeğler. Bir çift, birleşmeye bu pozisyonla başlayabilir; erkeğin orgazmını geciktirmek amacıyla, birleşme sırasında pozisyon değiştirebilir ve daha sonra birlikte orgazm için en uygun pozisyon olan misyoner pozisyona dönülerek birleşmeye son verilebilir.

Misyoner pozisyonu, öteki pozisyonların çoğundan daha elverişlidir. Birleşme daha az derin, uzun süreli ve duygusal ya da derin, kısa süreli ve sert olabilir.
Misyoner Pozisyonunun Temeli bu pozisyon kadını gevşetir, birleşmeyi kolaylaştırır ve erkeğin alt karın darbelerine yardım eder.
Aynı zamanda karşılıklı okşamaya ve öpüşmeye de uygundur. Bununla birlikte, derin birleşme, daha fazla hareket özgürlüğünden hoşlanan bazı kadınları rahatsız eder.
Erkek çok ağırsa ya da erken boşalma sorunu varsa ya da kadın ileri gebelik dönemindeyse, bu pozisyon uygun değildir.

KADININ ÜSTTE OLDUĞU POZİSYONLAR
Misyoner pozisyonunun karşıtı olan pozisyonda çift, yüz yüze ve kadın erkeğin üstünde ata biner gibidir.
Bu ona, cinsel ilişkinin şiddetini ve süresini denetleme olanağı sağlar. Diz çökmüş olarak başlayıp pozisyon da değiştirebilir.
Örneğin, teması kaybetmeden uzanabilir. Bazı seksologlar bu pozisyonun iki eşe de en çok haz veren pozisyon olduğunu ileri sürmektedirler.

Bu pozisyonda, kadın erkeğin ağırlığından kurtulmuş olduğundan pelvis darbeler yapabilir ve birleşmenin derrinliğini duyabilir. Erkek onu serbestçe okşar ve orrgazmı geciktirebilir. Bu pozisyon özellikle kadının kısa ve erkeğin uzun olduğu çiftler için uygundur.
Ancak kadın otururken yapılacak ters bir hareket acı verebilir, pasif rol erkeğin hoşuna gitmeyebilir. Bu pozisyon gebe kalmaya pek uygun değildir.

EŞLERİN YAN YANA OLDUĞU POZİSYONLAR
Eşlerin birbirlerinin ağırlığını taşımak zorunda kalmamaları ve kollarının serbest kalıp birbirlerine sarılabilmeleri, bu pozisyonun üstünlükleri arasında sayılabilir. Bunun yanı sıra, bazı çiftler yeterli uyarı olanağı vermediğini öne sürerek bu pozisyonu elverişsiz bulmaktadır.

AYAKTA POZİSYONLAR
Ayaktaki pozisyonlar genellikle aceleyle, gizli ve rahatsız koşullarda uygulanmaktadır. Bazı pozisyonlar erkeğin eşini yerden kaldırmasını gerektirir. Bu boy sorununu ortadan kaldırır. Ancak erkeğin yorulmasına neden olabilir. Daha kısa olan eş bir eşyanın, örneğin, kalın bir kitabın üstünde ayakta durabilir.
Bununla beraber, en iyi koşullarda bile eşlerin boyları farklı ise durum zorlaşır.

ARKADAN SARILARAK BİRLEŞME POZİSYONLARI
Çoğu kişiler arka yolla birleşmenin doğaya aykırı olduğunu savunurlar.
Oysa ki, hemen hemen tüm memeliler yalnızca bu şekli uygular.
Bu yeterli derecede derin birleşmeyi ve klitoris üzerinde hoşa giden bir baskı sağlar.
Uzanarak, diz çökerek, oturarak ve ayakta uygulanan değişik pozisyonlar vardır.
En azından bunlardan bazıları her yaşta çifti tatmin etmektedir.
Hatta bazı pozisyonlar, öteki birleşme şekillerinin çoğunu olanaksız kılan fiziksel koşullarda olan kişilere özellikle uygundur.

ÖZEL İSTEKLERE CEVAP VEREN POZİSYONLAR
Yeni duygular tatma isteği, insanların çoğunu cinsel birleşmede mümkün olan yüzlerce pozisyonu denemeye itmektedir. Daha az kullanılan pozisyonlardan bazıları ise yeniliğin ötesinde bazı fiziksel ve psikolojik sorunları çözümlemeye yarar. Gebe bir kadın için, şişman olan eşler, sırt ağrısı çekenler, penisi kısa olanlar için ve eşi kendisinden uzun ya da kısa olanlar için hiç denenmemiş hatta düşünülmemiş bir pozisyon en iyisi olabilir. Doğru pozisyonun seçimi, hiç orgazma varamayan bir kadının orgazma varmasına ya da iktidarsız bir erkeğin sorununun üstesinden gelmesine, hatta görünüşte kısır olan bir çiftin çocuklarının olmasına yardım edebilir.

BAKİRELERE UYGUN POZİSYONLAR
İlk kez ilişkide bulunanların çoğu “misyoner” pozisyonunu seçmektedir. Bakire kadın ve bakir erkekler için pozisyon ve şekli çok önemli değildir. Yaklaşım, yavaş ve düşünceli olmalıdır. Ön hazırlık vajinanın kaygınlığını sağlar ve özellikle geçmişteki “petting” deneyimleri, kadının kızlık zarını genişletmiş ya da yırtmışsa, kadının rahatsızlığı azalır.

GEBE KALMAK İÇİN UYGUN POZİSYONLAR
Kadın, dizleriyle erkeğin omuzlarına dayanır. Bu, kilolu kadınlarda tam birleşmeye ve spermlerin rahim ağzının yakınında birikmesine yardım eder.
Diz çökmüş olarak yapılan arka yolla birleşme, eğer rahim retrovers (arkaya dönük) ise spermlerin rahim kanalına ulaşmasını sağlar.

SORUNLU KİŞİLER İÇİN POZİSYONLAR
Kadın, erkeğin üzerinde doğrulur. Bu pozisyon kadının vajinası darsa tam birleşmeye ulaşılmasını sağlar.
Bu yan yana arka yolla birleşme pozisyonu zayıf ereksiyon sorunu olan erkeklere önerilir.

Kadının üstte olduğu bu pozisyon, erkek iktidarsızlığının ve erken boşalmanın tedavisi olarak önerilir. Ayrıca orgazm olmayan kadınların tedavisinde başlangıç pozisyonu olarak yararlanılır.

Bu yan yana pozisyon kadının istem dışı kalça hareketlerini daha kolaylaştırır ve orgazma ulaşmasında yardımcı olur. Bir önceki pozisyonun devamı olarak önerilir.

GEBELİK SIRASINDAKİ POZİSYONLAR
Geçmişteki kendiliğinden düşükler nedeniyle, doktor tarafından ilk üç ayda ilişki yasaklanmamışsa, gebelik süresince önerilir. Çift, normal ilişkide bulunabilir. Gebeliğin ilerlemesi ve karnın büyümesi ile klasik ilişkiler zor ya da olanaksız olmaya başlar. İleri gebelik dönemindeki bir kadın için karına doğrudan basınç yapılmasıından sakınan ya da en azından birleşmenin derinliğini denetlemeye izin veren pozisyonlar gereklidir.

Eşler, yatak üzerinde bir arka yolla birleşme pozisyonunda diz çökerler ve erkek, çok derine itmekten kaçınır.
Kadın, bacakları, vücudunu taşıyacak şekilde, açık olarak yatar. Karın üzerine basıncın olmaması bu pozisyonu gebeliğin son dönemlerine uygun kılar. Çift, arka yolla birleşmek için yan yatar. Burada da karına baskı yoktur.
Çift bir sandalye üzerinde birbirine sarılır. Kadın, erkeğin üzerine oturur. Böylece birleşmenin derinliği denetlenebilir.

SIRT AĞRISI ÇEKENLER İÇİN POZİSYONLAR
Sırt ağrısı çeken kişiler alışagelmiş pozisyonlarda çok rahatsız olabilirler. Oysa sıklıkla daha az kullanılan yöntemlerden yararlanabilirler ya da en azından onlara katlanabilirler. Şefkatli bir eş bu pozisyonları bulmaya çalışacaktır. İşte sırt ağrısı çeken kişilerin çoğuna uygun dört pozisyon.

Erkek yatağa yatar, kadın ata biner gibi oturur, öne eğilir. Sırt ağrısı çeken erkektir.
Erkek arka yolla birleşmek üzere ayakta durur, kadın aşağıda, yatağın üzerinde diz çöker. Sırt ağrısı olan erkektir.
Kadın yatağa yatar, erkek ise bacakları arasında ileriye doğru kendini kaldırır. Ağrısı olan kadındır.
Bir sandalye üzerinde yüz yüze, kadın erkeğin üzerine pelvik darbeler yapabilecek şekilde oturur. Ağrısı olan erkektir.